Bioenerji uzmanı Vedat Çelik, biyoenerji terapilerine yönelik ilginin dünya genelinde arttığını ve bu alandaki bilimsel çalışmaların her geçen gün çoğaldığını belirtti.
Çelik, enerji ya da biyoalan şifasıyla hastalıkların iyileştirildiğine dair anlatıların birçok kültürde yer aldığını ifade ederek, Amerika Birleşik Devletleri nüfusunun yaklaşık yüzde 5’inin bir tür biyoenerji terapisi deneyimlediğini söyledi. Bu terapilerin en çok ağrı tedavisinde kullanıldığını, ayrıca depresyon, kanser ve kronik yorgunluk gibi hastalıklarda da tercih edildiğini dile getirdi.
Biyoenerji uygulamalarının farklı türleri bulunduğunu aktaran Çelik, Reiki, şifa dokunuşu ve terapötik dokunuş gibi yöntemlerin yaygın olduğunu; bazı kültürlerde ise Qigong nefes tekniklerinin kullanıldığını belirtti. Centers for Disease Control and Prevention verilerine göre duanın da bir enerji şifası biçimi olarak kabul edildiğini ifade eden Çelik, meditasyonun sağlık üzerindeki olumlu etkilerine dair çok sayıda bilimsel araştırma bulunduğunu vurguladı.
2018 yılında Journal of Alternative and Complementary Medicine’de yayımlanan bir çalışmada, tek bir Reiki seansının hastalarda ağrı, mide bulantısı, yorgunluk, kaygı ve depresyonu önemli ölçüde azalttığının ortaya konduğunu belirten Çelik, yine aynı yıl Kanıta Dayalı Bütünsel Tıp Dergisi’nde yayımlanan başka bir çalışmada Reiki ile fizik tedavinin bel fıtığı üzerindeki etkilerinin benzer bulunduğunu, ancak Reiki uygulanan hastalarda daha hızlı yanıt alındığını söyledi.
2016 yılında Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp Dergisi’nde yayımlanan çift kör plasebo kontrollü bir araştırmada ise biyoalan terapisinin karpal tünel sendromu üzerinde plaseboya kıyasla daha etkili olduğunun tespit edildiğini aktaran Çelik, bu yöntemin parmak fonksiyonları, ağrı ve uyuşukluk üzerinde kalıcı iyileşmeler sağladığını ifade etti.
Biyoenerji şifasının biyoloji ve kuantum fiziği ile ilişkili olduğunu dile getiren Çelik, insanın ısı, ışık, elektrik ve ölçülebilir manyetik alan üreten enerjik bir varlık olduğunu belirtti. Enerji seviyesinin yüksek olmasının şifa süreçlerinde önemli rol oynadığını vurgulayan Çelik, biyoalan terapilerinin ciddi bir yan etkisinin bulunmadığını ve tamamlayıcı tedavi olarak kullanılabileceğini söyledi.
Çelik ayrıca, enerji dengesinin duygusal ve zihinsel süreçlerle doğrudan ilişkili olduğunu belirterek, duyguların enerji katmanları aracılığıyla zihinsel ve fiziksel bedene etki ettiğini ifade etti. Enerji seviyesinin düşmesi durumunda kişinin kendini sıkışmış ve daralmış hissedebileceğini, uzun süreli düşük enerjinin ise hücresel iyileşme süreçlerini olumsuz etkileyebileceğini kaydetti.
Duygu dönüşüm süreçlerinde bioenerji seanslarının destekleyici rol oynadığını belirten Çelik, enerji dengesinin sağlanmasının kişinin duygularını daha kolay yönetmesine katkı sunduğunu ifade etti.
YORUMLAR (0)
İlk yorumu siz yapın!