Ekonomist Prof. Dr. Mete Gündoğan, merkez bankalarının altın politikaları ve finans sisteminde oluşan “kağıt altın” yapısına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Gündoğan, altın piyasasında görünenin aksine fiziksel altından çok daha büyük bir “hak” piyasasının oluştuğunu vurguladı.
Merkez bankalarının altın rezervlerini yalnızca kasada tutmakla kalmadığını belirten Gündoğan, bu rezervlerin finansal sistem içinde aktif şekilde kullanıldığını ifade etti. Bu süreçte çoğu zaman fiziksel altının el değiştirmediğini, bunun yerine altın swap işlemleri veya bankalara verilen kullanım hakları üzerinden piyasaya likidite sağlandığını söyledi.
Gündoğan’a göre bankalar, merkez bankalarından aldıkları bu “altın kullanım hakkını” doğrudan fiziksel satışla değil, müşterilere açılan altın hesapları üzerinden piyasaya sunuyor. Bu durum ise piyasada gerçek altın miktarından çok daha fazla “altın alacak hakkı” oluşmasına neden oluyor.
Uzman isim, sistemin en kritik kırılma noktasının ise fiziksel talep olduğuna dikkat çekerek, “Eğer yatırımcıların büyük bölümü aynı anda altınlarını fiziki olarak talep ederse, bankaların bu talebi karşılaması mümkün olmayabilir ve sistem ciddi bir krizle karşı karşıya kalabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Bu yapının temel amacının piyasadaki likiditeyi artırmak olduğunu ifade eden Gündoğan, merkez bankalarının doğrudan para basmak yerine altın üzerinden dolaylı bir likidite genişlemesi sağladığını belirtti. Böylece enflasyon baskısını sınırlamaya çalışırken finansal sistemi de canlı tuttuklarını dile getirdi.
Ancak bu modelin risksiz olmadığına dikkat çeken Gündoğan, finansal sistemlerde riskin çoğu zaman ortadan kaldırılmadığını, yalnızca ertelendiğini ve yer değiştirdiğini vurguladı. Bu kapsamda, geçmişte uygulanan Kur Korumalı Mevduat benzeri yapılarda olduğu gibi, biriken risklerin zamanla kamuya yük olabileceğine işaret etti.
Gündoğan, altın piyasasında oluşan bu yapının sadece bireysel yatırımcıları değil, tüm finansal sistemi ilgilendirdiğini belirterek, “Asıl mesele altın hesabı değil; bu sistemde biriken riskin ne zaman ve kim tarafından taşınacağıdır” ifadelerini kullandı.
Uzmanlara göre, küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde altın piyasasındaki bu tür yapılar yakından izlenmeli; olası likidite ve güven krizlerine karşı önleyici politikalar geliştirilmelidir.
YORUMLAR (0)
Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!