Mehmet Bircan

Mehmet Bircan

Mail: mehmet1can@hotmail.com

İnfak Bilinci

İnfak Bilinci

Sözlükte “tükenmek, tamamlanmak, son bulmak” mânasındaki nefk kökünden türetilen infâk “bitirmek, yok etmek; yoksul düşmek” gibi anlamlara gelirse de daha çok “para veya malı elden çıkarmak” manasında kullanılmaktadır. Dinî-ahlâkî bir terim olarak genellikle “Allah’ın hoşnutluğunu elde etme amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması” demektir. Bu bakımdan infak, farz olan zekâtı ve gönüllü olarak yapılan her çeşit hayrı içermektedir.

İnfak ve yardımlaşma milletimizin en önemli hasletlerinden birisidir. Hepimizin malumu her yıl özellikle ramazan ayının girmesi ile birlikte toplumumuzun hemen her kesiminde yardımlaşma, dayanışma ve ihtiyaç sahiplerini gözetip kollama normal zamanlara göre daha büyük bir coşku ve heyecan ile yapılmaktadır. Özellikle bu yıl dünyayı saran corona virüs salgını ile bu yardımlaşma ve dayanışma yani infak bilinci daha yoğun olarak yaşanmaktadır. Gerek birey olarak bizlerin, gerek hayır kurumlarının yapacağı yardımlarda bazı hususlarda çok dikkatli olması gerekmektedir.

Yapacağımız yardımlarda özellikle dikkat edeceğimiz hususlar şunlar olacak ki yaptığımız iyiliğin ve hayrın hak katında bir anlamı olsun:

  1. İyiliği ve hayrı incitmeden ve başa kakmadan yapmak: Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının arkasından başa kakıp incitmeyenler için rablerinin katında özel karşılık vardır. Artık onlar için korku yoktur, onlar üzüntü de çekmeyeceklerdir.(Bakara 262.ayet)

 

  1. -Gösteriş amaçlı olamayacak yani desinler diye değil sırf Allah rızası gözetilecek:  Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde malını insanlara gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve incitmek suretiyle boşa gidermeyin. O kimsenin misali, üzerinde toprak bulunan düzgün ve yalçın bir kayadır; kayanın üzerine şiddetli bir yağmur yağmış, onu çıplak hâlde bırakmıştır. Bu gibilerin kazandıkları hiçbir şeyden istifadeleri olmaz ve Allah, inkârcı topluluğa hidayet vermez.(Bakara 264.ayet)
  2. Yapılan iyilik, yardım ve hayır kesinlikle çok görülmeyecek gözümüzde ve gönlümüzde büyütülmeyecek nitekim Rabbimiz şöyle buyuruyor Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.(Müddesir 6.ayet)

Peygamber (s.a.v.)  Efendimiz de bu konuda Ebû Zer (r.a)'den rivayet edildiğine göre şöyle buyurdu:

"Üç sınıf insan vardır ki kıyamet günü Allah, onlarla konuşmaz, yüzlerine bakmaz, onları temize çıkarmaz. Hem de onlar için can yakıcı bir azab vardır."

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu cümleyi üç kere tekrarladı.

 Ebû Zer:

- Bu kimseler tam bir mahrumiyete ve hüsrana uğramışlar. Bunlar kimlerdir, Ey Allah'ın Resûlü? diye sordu. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem  de:

- "Elbisesini kibirle yerlerde sürüyen, 

 -Yaptığı iyiliği başa kakan ve

 -Yalan yere yemin ederek ticaret malını iyi bir fiyatla satmaya çalışandır." cevabını verdi.

 Ayetlerden ve hadis-i şeriften anlaşılacağı üzere özellikle vurgulanan yapılacak her türlü iyilik ve hayrın, başa kakmadan, gösteriş yapmadan kimsenin onur ve haysiyetini kırmadan yapılmasıdır.  

Genel olarak toplumumuz bu konuda hassas davranmıştır. Özellikle ecdadımızın tarihte sergilemiş olduğu öyle güzel davranış misalleri var ki, birkaç tanesini örnek olarak yazacak olursak çok duymuşuzdur genellikle cami önlerine konulan sadaka taşları bu taşlara imkânı olanların para bırakması ihtiyaç sahiplerinin de ihtiyacı kadar oradan almaları, ne alanın ne verenin birbirini görmediği çok ince düşünülmüş bir organizasyon, bir diğeri ise zimem defteri geleneği günümüzde veresiye defteri dediğimiz defter, birçok güzel davranışı içerisinde barındıran bu gelenekte ise hâli vakti müsait olanların hiç tanımadıkları insanların mahalle esnaflarına olan borçlarını kapatmaları ne güzel davranışlar hiç reklam yok, gösteriş yok,riya yok tam bir sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi, iyilik yap denize at balık bilmese Halik bilir atalar sözünün vücut bulmuş hâlleri.

Şu hususu unutmamamız gerekir gerçek zenginlik ne mal çokluğudur ne cüzdan kabarıklığıdır; hakiki zenginlik kanaat etmek ve gönülden sırf Allah rızası için tasadduk edebilmektir.

Ne demişti hikmet ehli olan zât Lokman Hekim; 

İki şeyi asla unutma. Allah'ı ve ölümü…
İki şeyi de unut! Yaptığın iyiliği ve gördüğün kötülüğü.

Her şeyin sahibine emanet olunuz. Selam ve Dua ile.


 

 

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar